İlk uzun metrajı Convenience Store’la Berlin Sinema Festivali’nde CICAE Ödülü’nü (2022 Yaratıcı Sinema Ödülü) alan Michael Borodin Rusya’daki Özbek göçmenlerin ömürde kalma savaşımlarını gerçekçi, minimalist bir anlatımla irdeliyor. 2000’de Moskova’da kaçak emekçi çalıştıran bir bayanın tutuklanmasından yola çıkan sinemacı genç anne Muhabbet’in gözünden Rusya’nın kangrenli portresini, sömürü sistemini karanlık, depresif, boğucu bir atmosfer içinde betimliyor. Gelir gelmez kaçak çalışanların pasaportlarını alan dükkân sahibesi Zenne onları iliklerine dek sömürür. Sokağa bile çıkamayan, daracık markette balık istifi yaşayan Özbekler ses çıkarmadan çalışırlar. Zenne sizler benim ailemsiniz demesine rağmen onlara hayvan sürüsü üzere davranır. Kız çalışanlara taciz, azap edilir, dayak atılır. Rus polisi kaçan kızları toplayıp Zenne’ye iade eder.
Karşımızda her açıdan yozlaşmış, çürümüş bir toplum vardır. Ezilenler, fakirler şiddet ve sömürü sarmalından çıkamazlar. Okside sarı saçları, ağır makyajıyla Zenne, Muhabbet’in yeni doğan bebeği Bayram’ı bile satmaya kalkışır, emekçileri dinle, inançla güdümler. 24 saat açık market tam bir insan mezbahasıdır. Muhabbet ve arkadaşları çağdaş kölelerdir. Ruhsal ve fizikî baskıya, kaygıya daha fazla dayanamayan Muhabbet, Özbekistan’a döner. Köyünde onu daha güzel bir hayat beklemez, iş yoktur, herkes çok fakirdir; bürokratik maniler, annesinin hastalığı onun ümitsizliğe kapılmasına neden olur. Üstelik küçük oğlu Bayram’ı Moskova’da bırakmak zorunda kalmıştır.
Rusya ve Özbekistan olarak iki kısımdan oluşan dramda karakterler boğucu bir ortamda sıkışıp kalmışlardır, gerçek dürüst nefes alamazlar. Dükkândaki sarı, kırmızı, yeşil neonların yapay aydınlatması, gerecin depolandığı loş kısım çok kasvetlidir. İmaj direktörü Ekaterina Smolina’nın dar yerdeki akışkan çalışması çok başarılıdır. Doğal etraf sesleri etkileyicidir. Umudun var olduğu bildirisini Borodin düş sahneleriyle aktarır. Bir bayanın yoksulluktan kurtulmak, özgür kalmak için uğraşını, sosyoekonomik ayrımcılığı, yırtıcı kapitalizmi, insan ticaretini sorgulayan, Zukhara Sanzysbay, Ludmilla Vasilyeva, Nargiz Abdullaeva, Asel Tuytubaeva’nın oynadığı, Türkiye (Karma Films/Diloy Gülün) – Rusya – Slovenya ortak imali Convenience Store dün gösterime girdi.
YAPAY ZEKÂ BEŞERE KARŞI
Yönetmen-oyuncu April Mullen’ın çektiği bilimkurgu tansiyon Simulant (Simülasyon) enteresan, kışkırtıcı bir soru soruyor: Hangisi daha çok insan özelliğine sahip, yapay zekâ mı yoksa insan mı? Yapay zekâ kendi kendini yönetme, şahsî anılarını saklama yeteneği edinirse hangi noktada insanın aklına ulaşabilir? Akıl insanın en besbelli özelliğidir, onu başka canlılardan ayırır. Simülasyonlar da bu güce sahip olurlarsa beşerle onları ayıran öge ne olacaktır?
İleri bir gelecekte Nexxera’da varsıl her insanın bir simülasyonu vardır. Burada hayat sonsuzdur, ölürseniz satın aldığınız simülasyonunuzla yaşamaya devam edebilirsiniz. Kopyaların beşere ziyan vermesi, hata işlemesi yasaktır, kendilerini modifiye edemezler, sahiplerinin tüm buyruklarına uyarlar. Sistem replikaların insan seviyesine ulaşmasını istemez. Özgürleşen kopyalar insanın ruhunu kaybettiğine, giderek duyarsızlaştığına, bir müddet sonra simülasyonların insanların yerine geçeceğine inanırlar. Dijital efektlerin, üretim dizaynlarının başarılı olduğu, teknolojik gelişmelerin hayat, mevt, evrimle ilgili süreçlerimizi değiştirdiğini vurgulayan, Robbie Amell, Jordana Brewster, Simu Liu, Sam Worthington’ın oynadığı Simulant (Simülasyon) gösterime girdi.